İçli Duygular

her insan bir sevgilidir…

Archive for the category “Hikayeler”

Ruhum Hüzünlü Kına Gecesi

ruhumhuzunlukinagecesi

Kimse Bilmez ki, Nasıl Yaşıyorum

kimsebilmezkinasilyasiyorum

Nasıl Unuturum Seni İlk Gördüğüm Günü

NasilUnuturumSeniIlkGotdugumGunu11

Çöpe Atılmış Duygu ve Düşünceler

CopeAtilmisDuyguveDusunceler_icik-y2

(5)
Neresindesin Duygu ve Düşüncelerinin?

Bazen aktığımız gibi durulmayışımızın boz-bulanık sellere dönüşmesi duygu ve düşünceleri kirleterek yıkıyor ve ağır hasara neden oluyor. Bulutsuz havalarda yağmurların işi ne? kaç defa bir tebessüme göz kırp ve gülülcükle karşılık ver dedim, beceremedin kahkaha atmayı hala. Dönüşü olmayan bir geleceğe gidiyor olman seni ne denli mutlu ediyor bilemiyorum ama, ihtiyarladığını biliyorum suratı asık. Hala bir ‘ MERHABA‘ nın anlamını bilmiyor ve bir tanıdığına ya da her hangi birine merhaba diyemiyorsan selama değmezliğin yüzünde akislenir bunu bil. Kibirli duygu ve düşüncelerin varlığı daima akseder soluk bakışların en son uç noktasında bunu bil. Mutlu olmayı yalnız başına becerebileceğini sanma, tekil olmak eksidir daima. İronik fikirlerin bakışlarında daima huzursuzluk süzülür ve mat bir renk salgılar ten. Maddenin ruhu kaplayacağı bir hayattan sadece ‘ Beklentilerde Çoğalırsın ‘ her şey akarsın, uzun ince amansız geçitlerden sonra mutlak tıkanır ve taşarsın buna ‘ kendi gözyaşlarında boğulmak ‘denir. Ağlamanın, sızlamanın hiç bir yarar sağlamadığı an, bu an. Değerlerin önemi sende bir ‘ hiç ‘ kadar çok oysa; ederin bir hiç kadar yok.

Yakup İcik

Çöpe Atılmış Duygu ve Düşünceler

ÇöpeAt1lm1_DuyguveDü_ünceler_icik-y13

(III)

Barut gibiyiz. Ateşin olmadığı alanlarda bile ince, derin manalar içeren imalı sözlerden kıvılcım alıyoruz.
Her şeyin güllük gülüstanlık olmadığı kanısı bizi, içinden çıkılmaz duygu ve düsüncelerle bırakırken, hayatımızı yönlendirmekte zorlanıyoruz.
Sağlıklı düsünebilmenin yollarından biri, önyargılardan arınmaktır.
Ne istediğimizi bilmeden yaşamak bizi hoşgörüsüz toplum yapar. Toplumların, sosyal-ahlak başarıları aldığı iyi bir eğitimle ölçülür.
Birbirimizi anlayabilmenin kuralları önyargılardan arınmış hoşgörülü eylemlerle başlar.
Maddenin ağır bastığı günümüzde gülücükler yapmacık, tebessümler soluk.
Gerçekleri konuşabilme cesaretimiz yok.
Birbirimizin hakkında farklı tanımlar yapıyoruz, bu tanımlar çok kalp kırıcı olabiliyor.
Daima ironik bir tavır içinde bulunuyor olmamız bizi, saldırgan kılıyor.
Bir çok konularda tartışma içindeyken, en nihayetinde varılan mutlu sonun son noktasında bir şeylerin ters gitmesi paylaştığımız bütün güzellikleri alıp götürüyor çirkinliklere. Polifonik olabilmek ayrıcalık olmalı.
Bu ayrıcalığın toplumumuzdaki kültür mozaiğinden ileri geliyor olmasının farkına varamamak, hayatta daima yanımızda var olan mutluluğun uzaklaşmasın neden olmakta.
Yer küremizin biz, birbirimizi anlayamadan bizi anladığını ve bize olan tepkisini görüyoruz; her ne hikmetse idrak etmekte zorlanıyoruz.
Aynı dili konuştuğumuz platformlarda içimizdeki magandalığımız ” her şey güzel gidiyor ” derken ” argo ” bir hal alıyoruz.
En ince kılcaldamarlarımızdan her zerremize zerkolan narsizm, aklımızın derebeyi oluyor. ” demin ” kendimizdeyken, kendimizin içinden bir başka kendimizle başkalaşıveriyoruz.
Psikoterapisiz delirmemek elde değil.
Gerginliğimiz misina gibi gözükse de içimizdeki hoşgörülü, önyargısız benliğimizi bir türlü dışa çıkartmayı asla beceremiyoruz.

Yakup İcik

Çöpe Atılmış Duygu ve Düşünceler

ÇöpeAt1lm1_DuyguveDü_ünceler26

(II)

Türk Edebiyatının koynunda güzellikler yatar.

”Arkadaşlarım gerek dostlarım, bana bunca yıl hep sinir verdiler ama, ben onlara içimden koşarak gelen neşeyi verebildim”.

Hiç kuşkusuz Turk Edebiyatı vürtüel alemin getirdiği polifonik ironi ile güzelliğinden hiç bir şey kaybetmedi. Lakin; batı kültürlerinde bunu söylemek zor.
Bizim, kültür farklılığımız sosyal-kültürel açıdan düşünülürse batıdan daima bir adım önde olmuştur.
Kültürümüzü bir şekilde yaşatmayı, içinde bulunduğumuz olumlu veya olumsuz her ortamda ele almışız. Bunu edebi alana yansıtarak şiir yazmaya meyilli amatör şairler dile getirmişlerdir ya da gerçek şairler.
Bir çoğumuzun ”şiirler okunmuyor” figanı acı aksetse de bir şekilde Türk Edebiyatına önem veren okurlar ” ipin inceldiği yerde ”şiir yazmaya ilk adımlarını atarak Türk Edebiyatına katkıları ile zenginliği aşılamışlardır.

Şair, ruhen içinde bulunduğu pozitif – negatif her atmosferden en iyi şekilde duygu ve düşünceleri ile şiiri ileriye götürmeyi başarmış olup, bu başarılarından okunmadığını bilse de büyük hazlar almıştır.
Dünya Edebiyatinin büyük şairlerinden olan üstad Fransız ozanı SARL BODLER der ki; ” Bu fani dünyaya sürgün edilmiş olup özlemini çektiği yüce alemlere uçmak için durmaksızın çırpınan, fakat uçmasına kanatlarının büyüklüğü engel olan bir yaratıktır! “

Öyle ya.. yüzyıllardır şiirler yazıldı, kalemlerin ucu bitmedi. Duygular sayfalardan taştı, gözler ırmak oldu aktı, satır satır gam, keder, elem demlendi mısralarda. Sonra dizildi bir bir aşk, sevgi ve mutluluk ve de sefa ama, yine de dolduramadık gönlümüzdeki boşuğu.

Kimi zaman bir arkadaş için yazdık, kimi zaman bir güzel kız için ama, sevgidir dedik yazılanlar. Biz gözüyaşlı yaşadık sevgileri. Mutlulukları cefaya gömüp, yalandan yaşadık sefaları. Kimseler mutlu olduğumuzu bilmedi. Mutlsuzluğumuzu umursamadı. Bizde kıyıdan köşeden acısıyla karışık yaşamın ucundan tutup yaşıyor gibi yapıp. sevmeyenleri sevip sevilenlerle sevgileri yaşadık.

Biz insanoğlu(şairler), acısıyla, tatlısıyla sinir dolu onca günleri sırf arkadaş ve dostlarımız için sırtımızda taşıyoruz. Çünkü; bizlerin bir anlık mutluluğu ve neşesi, bizim için acı günlerimizde bile en neşeli, tatlı günlerimiz olduğunu bilmesek bile mutluluğu ve neşeyi birbirimize borçluyuz. Hiç bir zaman diyemeyiz ki; ” hiç sevmedim, mutluluğu ve neşeyi bulmadım. “

Yakup İcik

Çöpe Atılmış Duygu ve Düşünceler

ÇöpeAt1lm1_DuyguveDü_ünceler14

(I)

Madde ile süslü bir alemin cezbeden renkleri ruha yansıdıkca bir başka alemin varlığı bir kova dolusu kül gibi. Duvarda asılı aynadan akislenen hisler, duygu ve düşünceler ‘zaman cenderesi içinde preslenmiş insanın varlığı, yokluğu içinde git gide çoğalmasıdır.’ Doğmak, büyümek, yaşlanmak kavramları anlam itibariyla kalpte ve beyinde çözülmüş gibi gözüksede hoşgörü yollarında erdemlere gidebilmenin sırrı ‘ Vicdan ‘ içinde gizli. Kimi zaman bir çok duygular yerini manevi içselliğe bıraksada, var olup yaşamamın meşkatli güzelliği her insanın gözlerinden yansır. Bir güzellik düşünün, bu güzellik; ‘ nefes alıp verme ‘güzelliği.Hangi bir güzellik böyle bir güzelliğin üstünde taht kurabilir ki bu alemde? Yaradan bu güzelliği insana, bütün canlılara altından tepsi içinde gümüçten tasla sundu. Varlık ve Yokluğu bir tek mevsimler anlatıyor (gösteriyor) nakarak halleriyle. Hoşgörü yollarında erdemlere gidebilmenin tek yolu Önyargısız olmaktan geçer…

Yakup İcik

Çöpe Atılmış Duygu ve Düşünceler

ÇöpeAt1lm1_DuyguveDü_ünceler_Hikaye1icik-y1(IV)

Hey, bütün içtenliğimle sizelere söylüyorum ‘Merhaba’ ilk önce.

Eğer zorlanıyorsanız ‘Merhaba’ nın anlamını idrak etmekte size, benim
hakkımda ne düşündüğünüzün iki katını düşülüyor ve söylüyorum.

Bilmiyorum neden, ama bunun da istenilen bir durum olduğunu biliyor musun?
Kafam karışık ama ‘hiç kimsenin tek başına bir güzel olmadıgının’ farkındalığı kadar.
Hatta; ‘herkesin kendisini bir şey sandığı toplum içinde, herkesin hiç bir şey olmadığının’ bilincinin farkındalığı kadar.

‘Her şeyle birlikte karşılayan bir kişi görmek mükemmel ve uygun’ ama
sonra ne oldu ve o kısır düşünceler tekrar nüksedince, araya sevimsizlik
kramp olup giriyor en ince kılcal damarlardan.

Ama yine de aklımdan çıkmıyor ‘hatırlar’ ve bir panzehir olarak hatırlarım dostlukları biliyor musun?

Sadece böyle bir günde hangi ‘seni’ sadece düşünmeliyim bilmiyorum.
Kararsız ve karamsarım inişli – çıkılı şüphe artışlarından.
Eğer sen ‘yolumdan gitmek istiyor gibi oldukça’ benim için iyisin.
O şahserlerinden ‘hiç bir kadar’ kendi kaleminden dökülen boyanın içinde boğulabilirsin birgün.

Hiç bir şey olmamış gibiliğinin sana lütuf! olduğunun farkındalığına vardığın an da öz benliğine dönerken tökezleyebilirsin.
Ümitsiz bir neden olarak görüyorum varlıgındaki yokluğunu, ama biraz
Biz asla birbirimizin içinde samimi olmadık bunu sende biliyorsun!
Bugün benim en güzel günüm, ama paylaşacağım senler yok.
Dostluklardan inciler dizisi yazılar yazarken ikiyüzününün dörtyüzlülügü bana yansıyan.

Herkes adına her şey için tekrar kutlamak neredeyse tek başıma en
amansız acıları veriyor olsa da böyle yaşamak iyi çünkü; hiç ihtiyacım
olmayan riyalara şerefe diyorum içmeden.

Bir şeyler eksik beynimizin içinde, bunu tamamlamaya gayretkar olmamakla
birlikte insanlar üzerinde bekleyen nice umutları ışıksız bırakmak mı?
asla…
Biz insanoğlu, acısıyla, tatlısıyla sinir dolu onca günleri sırf arkadaş ve dostlarımız için sırtımızda taşıyoruz.

Çünkü; bizlerin bir anlık mutluluğu ve neşesi, bizim için acı
günlerimizde bile en neşeli, tatlı günlerimiz olduğunu bilmesek bile
mutluluğu ve neşeyi birbirimize börçluyuz.
Hiç bir zaman diyemeyiz ki; ‘ hiç sevmedim, mutluluğu ve neşeyi bulmadım. ‘

Hey sizler, dünü düşleyip buruk sevinçlerinizi tek başına yaşarken, bügününüzü zehir ettiğinizin farkındamısınız?

Bakın – bakın!
Yarın orada duruyor;
Hem de hiç yaşanmamış güzel bir gün…

Yakup Icik

Post Navigation

%d blogcu bunu beğendi: